Cennetten Kovulmak 2013 Film İncelemesi
Verdikleri röportajlarda, Türklere ve Kürtlere eşit mesafede durduklarını söyleyen Cennetten Kovulmak ekibi, tek taraflı bir bakış açısı sergilemeyerek, denge kurmaya çalıştıklarını iddia ediyorlar. Peki, gerçekten öyle mi? Baştan söylemeliyim; siyaseten bir Kürt karşıtlığı hiçbir zaman beslemedim. Kimi vatandaşlar benzeri yaratılanı, yaratandan ötürü severim deyip, yeri geldiğinde ayrımcılığın yüksek alasını yapan biri de hiç olmadım. Aslında Cennetten Kovulmak üzerine bir şeyler yazmayı düşünmüyordum. Ta ki, Altın Portakal'da yöneten Ferit Karahan, oyuncu Gülistan Acet, Aziz Çapkurt ve dünya tatlısı Rojin Tekin'le konuşana kadar… Orada anlatılanlar, film üzerine tekrar düşünmeme yol açtı ve işin mesaj bölümünde kritik bir sorun olduğunu fark ettim. Nedeni Ise filmi izledikten sonraki görüşüm, özünde Kürt tarafının acılarını ifade eden ama Türk tarafına da değiniyormuş benzeri yapan bir filmdi. Bana göre tek taraflı bir bakış açısı sergileniyordu; konusunu, hikayesini ve kurgusunu sevmeme rağmen , bu yaklaşımı yüzünden eleştirdiğim bir film olmuştu. Filmin iki tarafa da dengeli yaklaştığı, slogan atmadığı, mesaj vermediği ve sırf bu yüzden karakterlerin bilhassa mücadelenin içinden seçilmediği iddiası, bana göre çok pek çelişki barındırıyor. Nedeni Ise bir kere, karakterler iddia edildiği benzeri mücadelenin dışından değiller. Filmin en en başında , böyle bir duruş sergileniyor; Narin karakteri Kürt hareketine katılmayı istemiyor ama sonunda mücadeleye katılıyor. Buna cevap söylenenler ise, ortada bir acının olduğu, ne olursa olsun buna kayıtsız kalınamayacağı ve istemeden de olsa mücadeleye dahil olunacağı üzerine… Bu noktada; şayet hareketin dışından, sıradan bir karakter yaratıp filmin sonunda ona mücadeleye katılmaktan başka bir şans bırakmazsanız, filmden mecburen elde edeceğimiz tek çıkarım "mücadele kaçınılmazdır" olacaktır. Ve bu çıkarımın kaçınılmaz olarak seyirciye dayatılması, söz konusu barışçıl ve tarafsız bir söylemin çok uzağına düşüyor maalesef . İkincisi, her iki tarafa da dengeli yaklaşım mevzusu… Tamam, çok gerçek bir çıkış noktası, üstelik takdire şayan. Filmde Kürtler, yaratılan Emine benzeri karakterlerle eziliyor, hor görülüyor, Türk öğretmen benzeri düşünenler yüzünden ana dilini dahi konuşamıyor, öldürülüyor, insan mahaline konmuyor; Türkler ise "üst tabakayı" oluşturdukları için sadece çocukları ölüyor, başka da bir acı çekmiyorlar ve böylelikle denge kurulmuş oldu . Denebilir ki bunlar zaten yok mu? Elbette var. Türk devletinin Kürtlere yaptıklarını, ölülerinin kemiklerini dahi bulamayan anneleri, beyaz Torosları kimse unutmadı bu ülkede. Ama filmin en başında bir Türk ailenin acısına değinip, sonrasında filmin tamamı Kürt acılarına, ezilmişliğine ayrılırsa, o denge kurulmuş olmaz. Hele ki Türkler zengin, eğitimli; Kürtler fakir, eğitimsiz, inşaatlarda personel biçare vatandaşlar diyerek… Emine karakteri haydi, inandırıcı olmasa da sonuna gerçek hatasını anlıyor; peki o Türk öğretmen nedir? Üstüne üstlük, defalarca Kürtçe konuşturmuyorlar cümlesini işittik. Tekrar söylüyorum, anlatılanlar gerçek olabilmektedir ve tek taraflı bir bakış açısıyla da anlatılabilir; anlaşılabilir bir durumdur bu. Üstelik bana kalırsa Cennetten Kovulmak, her iki tarafa yakın duruyoruz cümlesiyle yola çıkmak mahaline , tek taşına Kürt acılarını anlatıyoruz söylemi ile yola çıksa daha samimi bir film olabilirdi. Ancak filmin, her iki tarafa eşit mesafelerde başlayıp ağırlık merkezini bir tarafın lehine kaydırması, ne yazık ki yönetmenin söylemleri ile çelişik bir vaziyet ortaya çıkarıyor ve bizi bir kere daha mesaj konusunda düşünmeye sevk ediyor… Cennetten Kovulmak'ın, Altın Portakal'da Ramin Matin'in Kusursuzlarıyla beraber aynı derecede kabul edilerek En İyi Film seçilmesini de, açıkçası bu söylemlerden başka bir şeye bağlayamıyorum. Şu da var ki; hikayesi, oyunculukları - Ezgi Asaroğlu hariç- ve kurgusu ile iyi bir ilk film Cennetten Kovulmak. Şayet o civarı ödüllendirilmek isteniyorsa, Mavi Dalga'ya verilen ilk film hediyeyi Cennetten Kovulmak'a verilebilirdi. Ama ne yazık ki, en güzel film için artık yeterli değil. Bunun yakınında , Rojin Tekin'in ve Gülistan Acet'in performanslarının muazzam olduğunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Aldıkları ödülleri sonuna civarı hak ettiler. Kısacası, Cennetten Kovulmak'ın, sinemasal açıdan berbat bir film olmadığını, üstelik Kısa Film benzeri yine Kürt sinemasından gelen örnekleri görünce iyi bir ilk film olduğunu düşünüyorum. Samimiyetsiz bulduğum nokta, mesaj kısmı. Çok açık bir şekilde verilen "silahlı" mücadelenin kaçınılmaz olduğu alt metniyle, dürüst bir üslup takınıldığını düşünmüyorum. Ama Ferit Karahan'ın filmi için söylediği "benim için çok ciddi bir keşifti" söylemine inanıyor; sonraki filmlerinde daha farklı bir yaklaşım sergileyeceğini düşünüyorum.

0 Yorum:
Yorum Gönder
Kaydol: Kayıt Yorumları [Atom]
<< Ana Sayfa